SOFRA GELENEĞİ


Bu makale 2018-08-08 09:11:42 eklenmiş ve 825 kez görüntülenmiştir.
Muzaffer GÜNAY

Pek çok geleneğimiz gibi sofra geleneği de tarihe karıştı, karışacak.  Yeni nesiller sofra nedir bilmiyor, adını olsun duymamış. “Sofrada yemek yemek.” Hiçbir çağrışım yapmıyor. “Nedir o? Diye sormuyor bile.

Oysa kadim geleneklerden biridir sofra yemeği. Sini de hemen hemen aynı kültürün bir parçası değil midir… 

Hane halkı (bireyler demeyelim) sabah, öğle ve akşam sofrada yerdi yemeği. Aynı kaptan ve tahta kaşıkla hem de. Yemeğe bismillah ile başlanır dua ile bitirilirdi. Bereket vardı. Lafın gelişi değil, sahiden bereket vardı. 

Nitekim, yemek anında eve gelen komşular, “bereketli olsun” duasını eksik etmezlerdi.  Sofra başında iken bir şekilde gelen konu komşuyu, akrabayı “buyur etmek” bir vazife addedilirdi. Yemek çeşidi az olsa da sağlıklı olurdu. Şimdiki gibi genetiği değiştirilmiş gıdalar/ besinler yoktu. Taze ve günübirlik olurdu. 

Çay kahvaltısı pek bilinmezdi bundan 50, 60 sene önceleri. Pancar çorbası hemen her öğün olurdu sofrada. Malum, kara lahana yani pancar…Yemekten sonra eller  ve ağızlar mutlaka yıkanırdı. Peşkir ya da havlu ile de kurulanırdı yıkanan eller, çalkalanan ağızlar.

Ataerkil aile geleneğinin sürdüğü zamanlarda sofra başında 5 ve daha ziyade hane halkı olurdu. Büyükanne, büyükbaba, baba, anne ve evlatlar hep birlikte kaşık sallardı tasa, sahana, tavaya. Bakırdı bütün kaplar. Zamanı gelince de kalaylanırdı. İhmal edilmezdi kalaylama işi. Çünkü zehirlenme tehlikesi söz konusu idi. 

Yaz ve kış menüsü farklı olurdu tabii olarak. Yazın bağdan, bostandan derilen, toplanan sebzelerden yapılırdı yemekler.. Lezzetten yenmezdi, o kadar ki yani. Kışın ise yazın toplanıp kurutulan fasulye başat menü olurdu. Kırma, kıyma ve doğrama olarak kurutulan fasulyenin tadı bir başka olurdu. Elma kurusundan yapılan yemekler de kışa has yemeklerdi. Dut ve üzüm pekmezi sabah kahvaltısının olmazsa olmazlarındandı.

Aşçı genellikle gelinler idi. Kaynana sofraya geleni afiyetle yerdi, o kadar. Yayık ayranı meşrubat olarak içilirdi. Arada bir erik, elma ve kiraz kompostosu sofraları süslerdi. Yoğurt ve süt biraz zengince ailelerde sofraya gelirdi. Hayvanı az ya de tek olanlar için süt ve yoğurt arada bir yenilirdi.

Son kırk yıldır, masa başı yemek kültürüyle tanıştık. Son yıllarda ise evde yemek yemek hepten unutuldu. Köylerde halen devam etse de şehirlerde restoranlar dolup taşmaya başladı. Tuhaf bir değişim. Sofra yemeği çok gerilerde kaldı. Masa yemeği de devrini tamamlamak üzere artık. 

Ben bir köy insanı olarak sofra geleneğini arıyorum. Bir daha gelmeyeceğini bildiğim halde.. Kınayan  kınamakta serbesttir. Sofra yemeği bir ve beraber yemenin, içmenin dolayısı ile de laflaşmanın, sohbetleşmenin vesilesi idi. 

Hızlı bir değişim, dönüşüm halindeyiz. Umursayan da kalmadı gelenekleri unutmanın, terk etmenin nelere mal olduğunu.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Gazi SOFT Haber Yazılımını Nasıl Buldunuz?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
Ordu Hürses Gazetesi
© Copyright 2013 Gazi Soft. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi