Muzaffer GÜNAY


YIL YIL ÖNCE YİRMİ YIL SONRA

YIL YIL ÖNCE YİRMİ YIL SONRA


                                  

            

                Günümüzden aşağı yukarı  20 sene önce  Ordu yöresinde sürüp giden problemler  ve sosyal durumu hakkında  yayınlanan bir köşe yazısına yer vereceğim. Böylece  aradan geçen onca zamana rağmen kimi sorunların hala mevcut olduğunu göreceksiniz.  Değerli  sanat adamı  muhterem İhsan Gürdal ‘ın köşe yazısı  şöyle:

 

                YÖREMİN İNSANLARINA VE GÖREVLİLELERE SESLENİYORUM

                Yetmiş senelik bir ömrün bana kazandırdığı  tecrübeler ışığında konuşmaya hakkımın olduğunu sanıyorum.

                Altmış senedir bu yörede yaşıyorum. Ticari, sosyal, kültürel, siyasal ve toplumsal alanlarda gördüğüm değişmeyen manzara şudur. Arz ediyorum.

                1-Bütün değerlerimiz ve güzelliklerimiz bilinçli, bilinçsiz yok ediliyor. İhtisas ve ehliyet gerektiren bütün işler onun, bunun elinde sanki oyuncak!

                2-Siyasi sahalar çıkarcıların ikbal ve mevkii ve de para peşinde koşanların tekelinde. Siz millet olarak hizmet bekleyedurun,herkes çıkarları doğrultusunda  birbirine ( amiyane tabirle) madik atıyor, çelme takıyor..

                3-Yöresel zenginliklerimiz, tabiat güzelliklerimiz silinip süpürülüp yok ediliyor. Siyasi manevralar, iş bitiricilik artarak güncelliğini koruyor. İnsan hayatı ve kavramı hiç kimseyi hiç ama hiç ilgilendirmiyor. İlgi çeken tek şey çıkar, menfaat , adam kayırma, bizimkiler, sizinkiler.

                Kanuni çerçeve içerisinde bu gidişe tepki göstermiyorsak yazık olsun bize.

                4-Kaldırımlarda yürümek mümkün değil, sanki iş yerlerinin sergi vitrini , ayrıca bütün arabaların da park yeri. Her an patlamaya davet çıkaran tüp gaz depoları ve kamyonlarının dolup boşaltma yerleri ve benzin istasyonları.. Her an ölüm ve yangın tehlikesi ..Facia kapıda, kaçacak yer yok,sorumlu yok, denetim yok, yok ,yok…

                Şehirde yaşamaya hak kazanmış insanlara bu hal ve ahval zulüm değil de nedir?

                Görevlilere sesleniyorum ve herkese soruyorum. Her türlü kirliliğe neden göz yumuyorsunuz? Sinir hastası olduk, sinir ilaçlarına bağımlı hale geldik. Ne oluyoruz? Nereye gidiyoruz? El insaf!..

                5- Marketlerin çoğu sağlıksız yiyecek,içecek maddeleriyle dolu. Bazı fırınlarda ekmek giderek küçülüyor. Soran, araştıran yok. Aklına gelen, önüne gelen her şeye istediği gibi  zam yapıyor. Hakkına razı olan insanı bulmak çok zor. Bu karmaşa ve kokuşmuşluğu ve de rezaleti her gün yaşıyoruz. Bu bize yakışmıyor.

                6-İnsan hayatının bu kadar ucuz olduğu bir ülke var mıdır acaba? Sanmıyorum ayrıca.Sağlıkla ilgili tedavi ve ilaçların  bu kadar pahalı olduğu ülke de  yoktur kanımca. YAŞAMAK ZOR, ÖLMEK KOLAY.

                Aslında ölmek de zor. Cenaze kaldırmak öyle ucuz değil ki.

                Yukarıda izaha çalıştığım insanlık dışı davranışlardan bahsediyorum. Bu hal aynı zamanda iç barışı da zedeliyor. Ve tahrip ediyor, yok ediyor. Kendimize gelmek te çok geç kalmayalım diyorum.

                Fert olarak , toplu olarak, millet olarak barışık olmaya çok ihtiyacımız var” Gelin dostlar birlik olalım”. 7 asır  evvel Yunus söylemiş; insanlara seslenmiş, işi kolay kılalım, birbirimize saygılı olalım.

                İlahi vasfı ve sorumluluğu olan insanoğluna yakışan budur.Aslına uygun hareket etmek, . Eşyanın tabiatına aykırı hareketi düşünmemeli, çünkü, yanlıştır. Günahtır! İNSAN SORUMLU BİR VRALIKTIR. Kendimizi akıl terazisine koyup tartmalıyız. Saygılarımla. ( Karadeniz 52 G. 25 Mayıs, 2001)