Soner ÖZDEMİR


YAVAŞLA VE RUHUNU BEKLE!


Herkes yaşamaktan şikayetçi. Eee çözüm ne peki. Hadi durma yaşama istersen. Hiç ben yaşamayacağım diyen var mı? Yok tabiki can tatlı ve bu kısacık ömürde yoğun bir şekilde yaşamamaya çalışıyoruz birşeyleri ve sonuçta da bu karışık durum ortaya çıkıyor.

Hayat yoğun, ömür kısa ama emeller çoook hatta kaldıramayacağımız kadar çok. Peki düşündük mü bu kısacık hayata bu kadar çok emeller sığar mı diye. Yok olmaz canım bizim sığdırmamız lazım bir şekilde. Bir şekilde bütün isteklerimizi yaşamamız lazım. 

Peki amacımız ne, neyi tatmin etmeye çalışıyoruz kendimizi mi yok asla. Ancak kendimizi kandırıyoruz ve nefsimizi tatminden başka da bir şey yapmıyoruz. Ayıramadığımız ne peki. Tabiki kendimizle nefsimiz. Sonuçta da içimizdeki savaşı kazanan taraf tabiki nefsimiz oluyor. Ve bir benlik denizinin içinde kayboluyoruz. Bizi bulana aşkolsun. Aşkolsun bu deryadan sağlam bir şekilde çıkabilene...

Hayat denizinin içinde kaybolmaya biz devam ederken yoğun iş temposuyla birlikte yaşadığımızı zannederken zaman da su gibi akıp gidiyor ve geriye bir hayıflanma ve pişmanlıklar bırakarak yolculuğumuza devam ediyoruz. Sonunda ise ruhumuz geride biz ileride devam ediyoruz yaşamamaya...

Bir an durup düşünelim bu kısacık hayatta ne kadar iş yapmışız. Geriye bir baktığımızda ise kocaman bir hiçlik denizi duruyor. Sonuçta da asıl yaşamamız gereken hayatı unutup bize nefsimizin ve başkalarının empoze ettiği bir hayatı yaşamışız. Anlayacağınız nefsimiz ve başkaları için yaşamışız.

Ey Yolcu! Burada biraz yavaşla ve gözünü kapatıp bir düşün geride bıraktığın ruhunu bekle. Ancak ozaman huzur bulabilirsin ve kendin için yaşamaya başlayabilirsin. Evet işler aksıyor, hayat duruyor, dünya dönüyor ama ruhunu bekle. Onsuz bir hayat sürmek istemiyorsan ve kendin için yaşamak istiyorsan RUHUNU BEKLE...

İşte anlattıklarımla ilgili bir kızılderili hikayesi size; Bir Kızılderili ve Amerikalı bir grup ormanlık bir alanda yürüyorlarmış. Amerikalılar plan yapmışlar. “Şu kadar mesafeyi bu kadar zamanda yürürsek hiç durmazsak ve sadece onbeş dakika yemek molası için durursak akşam güneş batmadan şurada oluruz” diye planlamaları oluşturmuşlar ve başlamışlar sabah erken saatte beraberce yürümeye. Öğle yemeği vaktine doğru Kızılderili durmuş. Bir ağacın gölgesine oturmuş ve gözlerini kapatıp şarkı söylemeye başlamış. Amerikalılar şaşırmışlar. Bakmışlar ki plan aksıyor kızılderiliyi uyarmaya çalışmışlar. Ne yaptılarsa Kızılderili hiç istifini bozmamış. Şarkısı ve meditasyonu bitince “ben hazırım” demiş ve ayağa kalkmış. Amerikalılar kızgın “neydi bu şimdi yaptığın” demişler. Kızılderili “bu kadar hızlı yürüdükten sonra durup ruhumu beklemem gerekli, beklemezsem ruhum geride kalır” diye cevap vermiş.