Mehmet Ali AYDIN


LÜTFEN!

LÜTFEN!



Alçakça işlenen bir cinayetin ardından, herkes ağzına geleni söylüyor. Herkes sinek öldürme peşinde. Bataklık kimsenin umurunda bile değil.
Bu "esfel-i safilin" (hayvanlardan da aşağı) varlık bu toplumun yetiştirdiği ürünlerden biri. Ve daha bunun farklı versiyonlarından binlercesi cadde, sokak ve yaşadığımız her alanda cirit atıyor.
Kafa yormamız gereken konu bu toplum bu hale nasıl geldi. Bunda fert olarak bizim katkımız ne.
Zaman zaman buradan, dedelerimizin asil davranışlarını paylaşıyorum. Düşünsenize, pencereye koyduğu saksıdaki çiçeğin rengine göre evde hasta, çocuk ve yaşlının anlatılabildiği ve sokaktan geçenlerin bunu anladığı ve ona göre davrandığı, kapılarda çift tokmağın olduğu ince sesli tokmak vurduğunda gelenin bayan, kalın sesli tokmak çalındığında gelenin erkek olduğunun anlaşıldığı bir geçmişten, bu güne nasıl geldiğimizi sorgulamamız gerekirken; biz hale neden niçin cinayetler işleniyor sebeplerini arayacak iken, bir günah keçisi bulup, suçu ona yükleyip hep birlikte abanıyoruz.
Sebeplerini bilmeden ve bulmadan sonuçlara ulaşmaya çalışıyoruz. Gün ışığında el yordamıyla yolumuzu bulmak ve hedefe ulaşmak istiyoruz.
Özünden ve aslından uzaklaşarak başkalarının reçeteleri ile derdimize çare bulmamız mümkün değil!
Yaşadığımız hayata ve yaşadığımız topluma baktığımızda ne görüyoruz. Acaba bu biz miyiz, acaba bu toplum bizim toplumumuz mu?İşte bütün mesele bu.
Doğulu kafa ile batılı gibi yaşamanın ağır faturası bu olsa gerek. İnsanlıktan umudunu kesen, ilgi ve alakadan yoksun olarak yaşayanlar, çareyi şiddette buluyorlar.
İnsan yetiştirme yönteminiz yanlış olunca, hastalıklı kafaların sayısı gittikçe artıyor. Şiddet toplumun her kesiminde rağbet buluyor. En zengin ve müreffeh hayat yaşıyor dediklerimizin bile şiddete baş vurduğu bir dünyamız var.
İkili ilişkilerimizde bir çok hayvan bizden daha namuslu ve ahlaklı. Televizyon programları ve dizileri izlerken insan insanlığından utanıyor. Daha sayılacak bir sürü rezalet var ama yazıyı uzatmak istemiyorum.
Bu rezaletleri ortadan kaldırmadan, insanlarımızı maddeten ve manen iyi yetiştirmedikten sonra, her cinayetten sonra, medya hesaplarımızdan höykürmenin hiç bir anlamı
olmayacaktır.
Sinekleri öldürmeyi bırakıp, el birliği ile bataklıkları kurutmanın yollarını arayalım. Ne yazık ki; gittiğimiz istikamet doğru istikamet değil.
Yoksa bu konularda daha çok nutuk atarız vesselam.